Mülâkat

Nadia ile çıktık yola, bir saat içinde Hollanda Diyanet Vakfı’nın önündeydik. Saat 13.30, yarım saat erken varmışız. Şatoya benzer bir görünüşü vardı binanın, iki küçük (1.66 boyunda) kız için dev bir bina. Kapısı bile bir acayip, kocaman. Ürkerek zile bastım, açan yok. Kapıya vurduk artık, gıcırdayarak (şaka tabi) açıldı kapı, mavi çeketli, tatlı mı tatlı bi amca açtı kapıyı. Mülâkat için geldiğimi söyledim, bizi bir odaya aldı. Ondan sonra bekle Allah bekle. Benimle beraber bir kişi daha vardı mülâkat için. Saat 15’te bir başka odaya alındık, elimize bir Kur’an-ı Kerim verildi ve bir sayfaya çalıştık. 10-15 dakika sonra diğer arkadaşımız alındı mülakata.  16’da ben çağırıldım, sonunda girdim mülakata.  Gayet hoş bir ortamda, hoş bir sohbet oldu. Hocalarımız çok cana yakınlardı zaten. İlk sorular neden ilahiyat türünden oldu. Daha sonra başvurumda yazdıklarım hakkında sorular sordular. Ondan sonra dini meseleler hakkında farklı sorular geldi. Kitap ve sünnette bulamayacağımız meseleleri nasıl çözeceğizden tut, Kur’anda başörtüsü var mıdır’a kadar sorular geldi. Bilgi ölçmekten ziyade, tanıma amaçlı sorular soruldu. Ayrıca cevabımın şekile çok dikkat ettiler. Kendimden emin mi konuşuyorum, yoksa galiba, sanırım gibi kelimelerle mi? Bir ara bana: Senin gibi düşünen, senin gibi mesleğini bu yönde edinmek isteyen arkadaşın yok mu diye soruldu bana. Bende anlattım, benim gibi düşünen var ama mesleğini bu yönde edinmek isteyen yok. Zaten okuldan çoğu arkadaşım Türk değil dedim. İlgileri çekti bu dediğim. Sonra dedim ki: Hatta biri benimle geldi, destek olmak için. Hocalarımız demesin mi çağır bakalım arkadaşını diye. Gittim çağırdım artik, bu sefer onunla benim hakkımda konuşmaya başladılar (ingilizce olarak, B.Ş hocamızın ingilizcesi süper yani). Tevafuk ya, ben ne anlattıysam, arkadaşımda destekledi. Halbuki neler konuştuğumuzu anlatmadım bile. Sonunda o gitti, biz biraz daha sohbet ettik derkééén, saat 17.15 civarında çıktık dışarı. Sonuçlar hayırlı olur umarım, telefon bekliyorum artık.

~ yazan: kalbtenkaleme 12 Temmuz, 2008.

Yorum Yapın